Birinci bâb: Nemâz

EY OĞUL İLMİHÂLİ
Elhamdü lillahi Rabbil âlemîn. Vessalâtü vesselâmü alâ Resû­linâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecma’în.
1 - Ey Oğul! Senin için, üçyüzaltmış hadîs-i şerîf, kırkdört haber ve dînimizin direği olan nemâzın yedi şartı, beş rüknü, yedi vâcibi ve ondört sünneti, yirmibeş müstehabı ve ondört müfsidini, hanefî mezhebi âlimlerinin kitâblarından toplayıp, sana beyân etdim. Bunlarla amel edip, feyz-ü necâta dâhil olasın!
2 - Bil ki, bindoksan âdâbı sen ve senin gibi müslimân evlâdla­rı için topladım. Bunlar ile amel edersen, sana yeter. Eğer tenbel­lik eder de Allahü teâlâya âsî olur, bunları terk edersen, dünyâda esâret ve rezâlete, âhıretde azâba dûçâr olursun.
Bunlarla amel edip, din kardeşlerine de tavsiye edersen, senin için fâidesi olur. Sana hayr düâ ederler. Hak teâlâ, düâlarını kabûl eder. Zîrâ kul, kulun düâsı ile afv olunur.
BİRİNCİ BÂB
3 - Ey Oğul! [Nemâzın ve] bütün ibâdetlerin kabûl olmaları için, önce insanın Ehl-i sünnet i’tikâdında olması ve ibâdetlerin sahîh ol­maları, sonra, ihlâs ile yapılmaları ve insanın üzerinde kul hakkı bu­lunmaması şartdır. İbni Hacer-i Mekkînin “rahime-hullahü teâlâ” (Zevâcir) kitâbında 231. ci sahîfede yazılı hadîs-i şerîflerde, (Yâ Sa’d! Düânın kabûl olması için halâldan yi! Bir lokma harâm yiye­nin, kırk gün ibâdetleri kabûl olmaz) [Ya’nî sevâb verilmez] ve (Ha­râm cilbâb ile, ya’nî gömlek ile kılınan nemâz kabûl olmaz) ve (Üzerinde harâmdan cilbâb bulunan kimsenin ibâdetlerini Allahü teâlâ kabûl etmez) [Cilbâb, kadınların giydiği çarşaf olmadığını, bu hadîs-i şerîfler de göstermekdedir.] (Yalnız bir lirası harâmdan olan on lira ile alınmış elbise ile kılınan nemâz kabûl olmaz) ve (Gayr-ı müslime zulm edenden, Kıyâmet günü, onun hakkını ben istiyece­ğim) ve (Kâfir dahî olsa, mazlûmun düâsı red olmaz) buyuruldu. [O hâlde, ey müslimân! İbâdetlerinin kabûl olmasını istiyorsan, hırsız­lık etme! Hîle ve hıyânet yapma! İşçinin ücretini, teri kurumadan önce ver! Kirâladığın malı, umûmî yerleri tahrip etme! Borcunu ça­buk ve temâm öde! Nakl vâsıtalarının ücretlerini noksansız öde! Hü­kûmete, kanûnlara, âmirlere karşı gelme! Vergi kaçakçılığı yapma!
Dâr-ül-harbde, ya’nî kâfir memleketlerinde de ve kâfirlere karşı da, bu haklara riâyet eyle! Fitneyi uyandırma! Fitne çıkarmak, ortalığı karışdırmak, felâkete sebeb olmakdır, harâmdır. Müsli-mânlığın güzel ahlâkını herkes senden öğrensin. Hakîkî müsli­mân hem islâmiyyete uyar, günâh işlemez, hem de, kanûnlara uyar, suç işlemez. Fitne çıkarmaz. Hiçbir mahlûka zarar vermez. (İnsanların en iyisi, insanlara fâideli olanıdır) ve (Îmânı üstün olanınız, ahlâkı güzel olanınızdır!) hadîs-i şerîflerini hiç unut­maz.] Şi’r:
Fitneye mâni’ olan bir yalan, İyidir, sebeb olan doğrudan!

Kitap-Menü