BİRİNCİ CİLD, 33. cü MEKTÛB

BİRİNCİ CİLD, 33. cü MEKTÛB
Biliniz ki, se’âdete kavuşmak için, bir Velîye ma’nevî bağ ile bağlanmak lâzımdır. Bu da, onun, Allahü teâlânın sevgili kulu olduğuna inanmak ve onu sevmekdir. [Allahü teâlânın ni’metle­rini, ihsânlarını düşünen, Onu sever. Çünki, ihsân sâhibini sev­mek, insanlık îcâbıdır. Onun sevmesini kazanmak için, islâmiyye­te uyana ve bir mürşidi sevene (Sâlih) [iyi insan] denir. Allahın sevmesini kazanmış olana (Velî) denir. Başkalarının da kazanma­sı için çalışan Velîye (Mürşid) denir.] Velîye ma’nevî bağ [ya’nî muhabbet] çok olunca, [Resûlullahın mubârek kalbinden çıkıp] Velînin kalbinden gelen feyzlerden, bereketlerden almak da çok olur. Velîyi görür, sesini işitirse ve O da, teveccüh ederse, ya’nî feyz vermek isterse, dahâ çok feyz alır. Fekat, herkese isti’dâdı, kâ­biliyyeti kadar kalbe feyz gelir. Kâbiliyyet, islâmiyyete uymakla ar­tar. İslâmiyyete uymıyana, feyz gelmez. Ma’nevî râbıtası bozuk olan, mürşidi tanımıyan, kendine gelen feyzlerden alamaz. Sene­lerce riyâzet yapmak, onu bu se’âdete kavuşduramaz. [Feyz gelen kalb, dünyâ hayâtını hayâl gibi görür.]
[1] Muhammed Ma’sûm, İmâm-ı Rabbânînin oğludur. 1079 [m. 1668] da, Hindis­tânda, Serhend şehrinde vefât etmişdir.

Kitap-Menü