Gadr

GADR

21 - Gadabı meydâna getiren sebeblerden birisi de (Gadr), ya’nî ahdinde ve mîsâkında durmamakdır. Bir tarafın söz vermesi­ne (Va’d) denir. İki kimsenin sözleşmelerine (Ahd) denir. Yemîn ile kuvvetlendirilen va’de (Mîsâk) denir. Karşılıklı sözleşilene, ön­ceden haber vermeden sözünü bozmak gadr olur. Devlet reîsi, kâ­firlerle yapmış olduğu mu’âhedeyi bozmak lâzım geldiğini anlarsa, onlara haber vermesi vâcibdir. Haber vermeden evvel bozması câ­iz değildir. Hadîs-i şerîfde, (Gadr eden kimse, kıyâmet günü kötü şeklde cezâsını görecekdir) buyuruldu. Gadr etmek, harâmdır. Kâ­firlere verilen ahdi dahî korumak vâcibdir.
Hadîs-i şerîfde, (Emîn olmıyan kimsede îmân yokdur. Ahdini bozan kimsede din yokdur) buyuruldu. Bu hadîs-i şerîf emânete hıyânet edenin îmânı kâmil olmaz, buna ehemmiyyet vermezse, îmânı kalmaz, demekdir.
Allahümme inneke Afüvvün, Kerîmün tühıbbül afve fa’fü an­nî!