Hikmete benziyen kötü ahlâk

DÖRDÜNCÜ BÂB
Güzel ahlâka benziyen kötü ahlâkı ve bunların iyi huylardan nasıl ayrılacağını bildireceğiz.
Çok kimse, hâlis altını, pirinc denilen sarı ma’denden ayıramaz. Mâvi boncuğu mücevher sanır. Bunun gibi, kötü huyu iyi sanır. Bunun için ahlâk ilmini iyi öğrenmek, işlerdeki saklı aybları, ku­sûrları görebilmek, iyiyi kötüden ayırmakda usta olmak lâzımdır.
1 - Hikmete benzeyen kötü ahlâkı bildirelim: Akl ölçülerinden, fen bilgilerinden veyâ tesavvuf ma’rifetlerinden birkaçını ağızlar­dan kaparak veyâ gazeteden, mecmû’a ve radyodan duyarak, bun­ları ötede beride söyliyen, münâkaşalara karışan kimseleri, akllı, bilgili, fen adamı, mütehassıs ve mürşid zan edenler az değildir. Hâlbuki bu kimse, söylediği mes’elelerden birinin çözümünü, ma’rifetlerden hiçbirinin ma’nâsını bilmez. Bunun âlimlere, mür­şidlere ve fen adamlarına benzemesi, papağanın insan gibi konuş­masından fazla değildir. Çünki, hikmet denilen huy, insanın kafa­sında, rûhunda olur. Eserleri, nûrları, his organları ile duyulmaz. Birçok ilerici denilen kimseler vardır ki, hikmetden ve kıymetden haberleri yokdur. Bilgisiz ve kötü huyludurlar. İlm ve ahlâk ile bir münâsebetleri de yokdur. Ağızlarından iyi huylu bir söz çıkmaz. Fekat arkalarında şık elbise taşırlar. Mevkı’ sâhiblerinin karşıların­da eğilmesini iyi bilirler. Balolarda, kokteyl partilerinde dansa gi­derler. İçki masalarında hizmet ederler. Bir şef veyâ meclis a’zâsı, yâhud müşâvir adı ile ortaya çıkarlar.