İffetden meydâna gelen iyi huylar

İffetden on iki iyi huy meydâna gelir:
1 - Hayâdır. Hayâ, kötü iş yapınca utanmakdır.
2 - Rıfkdır. Rıfk, islâmiyyete uymakdır. Kelimenin ma’nâsı, acı­
mak, iyilik etmek demekdir.
3 - Hidâyetdir. İyi huylu olmağa çalışmakdır.
4 - Müsâlemetdir. Fikrler ayrıldığı, sözler çoğaldığı zemân, mü­nâkaşa etmemek, sertliği, bölücülüğü, ayırıcılığı istemeyip, uyuş­mak, barışmak istemekdir.
5 - Nefse hâkim olmakdır. Şehvet zemânında nefse uymamak, irâdesine hâkim olmakdır.
6 - Sabrdır. Kişi harâmdan sakınıp, nefsin kötü arzûlarını yap­mamakdır. Böylece, sonu pişmânlık olan lezzetlerden yüz çevirir. Sabr ikiye ayrılır: Biri, günâh işlememek için sabr etmekdir. Şey­tân ve insanın kendi nefsi ve kötü arkadaşlar, insana günâh işlet­mek isterler. Bunları dinlemeyip sabr etmek çok sevâbdır. Burada bildirilen sabr, işte bu sabrdır. İkincisi, derdlerin, belâların acıları­na sabr edip, bağırıp çağırmamakdır. Çok kimse, sabr deyince, yal­nız bu sabrı anlar. Bu sabr da sevâbdır. Ya’nî sabrın ikisi de farz­dır.
7 - Kanâ’atdir. Nafakada, ya’nî yime, içme, giyinme ve barına­cak yerde zarûret mikdârına râzı olup, dahâ çok aramamakdır.
Yoksa, verileni almamak demek değildir. Bu huya taktîr derler ki, kötü huydur. Aklın da, islâmiyyetin de beğenmediği birşeydir. Ka­nâ’at ise, iyi ahlâkdır. [Ölmemek, bir uzvu telef olmamak için lâ­zım olan şeye (Zarûret) denir. Nafaka için ve bedeni sıkıntıdan ko­rumak için, lâzım olan şeye (İhtiyâc) denir. İhtiyâcdan fazla olup, hoşa giden, tatlı olan ve insanın kıymetini, şerefini korumaya yara­yan şeylere (Zînet eşyâsı) denir. Zînet eşyâsını, övünmek, başkala­rına gösteriş, üstünlük sağlamak için kullanmağa (Tefâhur) denir. Zarûret ve nafaka eşyâsını te’mîn etmek farzdır. Nafakadan fazla olan ihtiyâc eşyâsını, meselâ ilâc ve tabîb ücretini te’mîn etmek sünnetdir. Zînet câizdir. Tefâhur harâmdır.]
8 - Vekârdır. İhtiyâcları ve kıymetli şeyleri elde ederken sür’at ve acele etmeyip, yavaş hareket etmekdir. Vekâr, ağır başlı olmak­dır. Yoksa, fırsatı kaçıracak, menfe’atini kapdıracak şeklde uyuşuk olmak değildir.
9 - Vera’dır. İslâmiyyetin harâm etdiği ve harâm şübhesi olan şeylerden sakınmak ve emr etdiği şeyleri, herkese yarar işleri yap­makdır. Kusûrlu ve gevşek olmakdan sakınmakdır.
10 - İntizâmdır. İşleri bir sıraya, düzene koyarak yapmakdır.
11 - Hürriyyetdir. Mâlı, parayı halâldan kazanmak ve iyi yerle­re vermek, herkesin hakkını gözetmekdir. Hürriyyet, başı boş olup, her istediğini yapmak demek değildir.
12 - Sehâvetdir. Parayı, mâlı, hayrlı, iyi yerlere dağıtmakdan lezzet almakdır. İslâmiyyetin emr etdiği yerlere seve seve vermek­dir. Sehâvet, cömerd olmak demekdir. İyi huyların en yüksekle­rindendir. Âyet-i kerîmelerle ve hadîs-i şerîflerle medh olunmuş­dur. Sehâdan birçok iyi huylar doğar. Bunlardan sekizi meşhûr­dur:
1 - Keremdir. Herkese fâideli işleri, para yardımı yapmasını sevmekdir.
2 - Îsârdır. Kendi muhtâc olduğu mâlı, muhtâc olan başkasına verip, yokluğuna kendisi sabr etmekdir. İyi huyların çok kıymetli­sidir. Âyet-i kerîmeler ile medh olunmuşdur.
3 - Afvdır. Düşmandan veyâ suçludan intikam almağa, karşılı­ğını yapmağa gücü yeter iken, yapmamakdır. Kötülüğe iyilikle kar­şılık etmek, afvdan dahâ iyi olur. Beyt:
Kötülüklere karşı, kolay olur kötülük, Kötülük yapanlara, iyilik yapmak merdlik!
4 - Mürüvvetdir. Muhtâc olanlara, lâzım olan şeyleri vermek­
dir. Başkalarına iyilik etmesini sevmekdir.
5 - Vefâ’dır. Tanıdıklara, arkadaşlara geçim işlerinde yardımcı olmakdır.
6 - Müvâsâtdır. Tanıdıkları, arkadaşları ni’metlerine ortak kıl­mak, iyi geçinmekdir.
7 - Semâhatdır. Vermesi lâzım ve vâcib olmıyan şeyleri, seve se­ve vermekdir.
8 - Müsâmeha etmekdir. Terk etmesi lâzım olmıyan şeyleri, başkasına fâideli olmak için terk etmekdir. Başkasının kabâhatini görmemezlik demekdir.