Nemâz bâbı

NEMÂZ BÂBI
Nemâzın farzları onikidir: Yedisi dışında, beşi içinde.
Dışında olanlar: Hadesden tahâret, necâsetden tahâret, setr-i avret, istikbâl-i kıble, vakt, niyyet, iftitâh tekbîri. İçinde olanlar: Kıyâm; kırâet, her rek’atde bir rükû’, iki sücûd, ka’de-i ahîrede te­şehhüd mikdârı oturmak. Nemâzın içindeki farzlara (Rükn) denir. Secdede alnı ve ayak parmaklarını yere koymak farzdır.
Hadesden tahâret, abdesti yok ise, abdest almağa, cünüb ise gusl etmeğe ve abdest ve gusl iktizâ etdikde, su bulunmazsa, te­yemmüm etmeğe derler. Hadesden tahâret, üç şey ile temâm olur:
İstincâsına ve istibrâsına dikkat etmekle ve yıkamada ve başına meshde farz olan yerlerde, bir yer bırakmamakla.
Necâsetden tahâret, üç şeyle temâm olur: Nemâz kılarken giy­diği esvâbını, necâsetden pâk etmekle. Nemâz kılarken bedenini pâk etmekle. Nemâz kıldığı mekânı pâk etmekle. [İspirtolu sıvılar için, ellidört farzın sonuna bakınız!]
Setr-i avret, üç şeyle temâm olur: Hanefî mezhebinde, erkekler göbeği altından dizi altına varıncaya dek olan a’zâlarını örtmekle. Erkeklerin nemâzda ayaklarını örtmesinin sünnet olduğu sahîfe 419 da yazılıdır.
Hurre olan hâtunlar, yüz ve el ve bir rivâyete göre ayakdan baş­ka, cümle bedenlerini örtmek ve göstermemekle.
Câriye olan kadınlar, sırt ve göğüsden diz altına kadar örtmek­le. [Başı, kolları, bacakları açık gezen veyâ dar, ince şeyle örtünen kadınlar ve bunlara bakan erkekler, harâm işlemiş olurlar. Harâm olduğuna aldırış etmiyen îmânsız olur, mürted olur.]
İstikbâl-i kıble üç şeyle temâm olur: Kıbleye dönmekle.
Nemâzın tekmiline kadar, kıbleden göğsünü ayırmamakla.
Allahü azîm-üş-şânın dîvân-ı ma’nevîsinde, zelîl olmakla.
Vakt üç şeyle temâm olur: Nemâzın evvel ve âhır vaktini bil­mekle. Nemâzı mekrûh olan vakte vardırmamakla.
Niyyet, kıldığı nemâz farz mıdır, vâcib midir, sünnet midir, müstehab mıdır, bilmekle ve kalbinden geçirmekle ve dünyâ umû­runu, kalbinden çıkarmakla temâm olur. Salât-ı vitr kılmak, İmâm-ı a’zama göre vâcib, iki imâma göre ve mâlikî ve şâfi’î mez­heblerinde sünnetdir. [Mâlikîyi taklîd edenin, harac olunca, vitr nemâzını terk etmesi câiz olur.]
İftitâh tekbîri, erkekler ellerini kulağına kaldırmakla ve kalben uyanık ve hâzır olmakla temâm olur.
Kıyâm, üç şeyle temâm olur: Kıbleye karşı, ayakda durmakla, secde yerine bakmakla, kıyâmda iken, iki tarafına sallanmamakla.
Kırâet üç şeyle temâm olur: Cehren okunursa, sadâsını çıkar­mak, gizli okunursa kendi işitecek kadar, hürûfâtı sıhhatli olarak okumakla. Kur’ân-ı kerîmin ma’nâsını düşünmekle. Tecvîd üzere okumakla. [Nemâza dururken söylenen tekbîri ve nemâz içinde okunan herşeyi ve ezânı arabca okumak lâzımdır. Bunların arab­casını, dînini bilen ve mezhebinin ilmihâl kitâbına uyan hâfızdan öğrenmelidir. Latin harfleri ile yazılı Kur’ân-ı kerîm doğru okuna­maz. Noksan ve yanlış olur. Kur’ân-ı kerîmin tefsîri yapılır. Tercü­mesi yapılamaz. Dinsizlerin, mezhebsizlerin türkçe Kur’ân dedik­leri kitâblar, doğru değildir. Yanlış ve bozukdurlar. Her müslimân, Kur’ân-ı kerîm kursuna gidip, islâm harflerini öğrenerek, Kur’ân-ı kerîmi ve düâları doğru okumalıdır. Böyle doğru okuyarak kılınan nemâz kabûl olur. (Tergîb-üs-salât)da diyor ki, (Bir kimsenin ne­mâzda okuduğu, dokuz âlime göre yanlış olsa, bir âlime göre doğ­ru olsa, bunun nemâzı fâsid oldu dememelidir.)]
Rükû’ üç şeyle temâm olur: Rükû’a kıbleye karşı tam eğilmek­le. Beli ile başı berâber olmakla. Tumânînet üzere [kalben emîn olarak] durmakla.
Secde üç şeyle temâm olur: Secdeye sünnet üzere varmakla. Alnı ile burnu, bir hizâda kıbleye karşı yere konmuş olmakla. Tu­mânînet üzere olmakla. [Sağlam kimsenin yirmibeş santimetreye kadar yükseğe secde etmesi câiz ise de mekrûhdur. Çünki Peygam­berimiz ve Eshâb-ı kirâmdan hiçbiri, yüksek yere secde etmedi. Dahâ yükseğe secde ederse, nemâzı fâsid olur.]
Ka’de-i ahîre üç şeyle temâm olur: 1- Erkekler sağ ayağını dikip sol ayağı üzerine oturmakla, kadınlar, teverrük etmekle ya’nî kaba etlerini yere koyup, ayaklarını sağ tarafından çıkarmakla. 2- Tehiy­yâtı ta’zîm üzere okumakla. 3- Ka’de-i ahîrede, salevât ve düâ oku­makla. Nemâzdan sonra okunacak şeyler 251. ci sahîfede yazılıdır.

Kitap-Menü