Özr sâhibi olmak

ÖZR SÂHİBİ OLMAK
Abdesti bozan şeyin bedenden çıkması, devâmlı olursa, (Özr) denir. İdrâr, iç sürmesi, yel kaçırmak, burun kanaması ve yara­dan kan, sarı su akması, ağrıdan, şişden dolayı gözyaşı akması de­vâmlı olunca, bu kimse ve istihâza kanı akan kadın, (Özr sâhibi) olurlar. Tıkamakla, ilâc ile veyâ nemâzı oturarak yâhud îmâ ile kılarak, bunları durdurmaları lâzımdır. [İdrâr kaçıran erkek, id­râr yoluna arpa kadar nebâtî pamuk sokar. Sun’î pamuk kullanı­lırsa, elyâfı böbreklere gidip, iltihâb yapabilir. İdrâr yaparken, fitil kendiliğinden dışarı çıkar, gider. İdrâr çok kaçıyorsa, fazlası fitil­
den geçerek, dışarı sızar ve abdesti bozulur. Sızan idrârın çamaşırı kirletmemesi lâzımdır. Bunun için de, idrâr çıkan yere bez sarıp, köşesine bağlı ipi ile, sarılıp bağlanır. İpin serbest ucundaki halka, çengelli iğne ile dona rabt edilir. İdrâr çok kaçarsa, bezin içine pa­muk da konabilir. İp ucundaki halka, iğneden zor çıkarsa, iğneye rabtiye teli takılıp, halka buna geçirilir. Halka bundan kolay çıka­rılarak, bez üç def’a muslukda yıkanır. İdrâr kaçıran kimse, cebin­de üç, beş bez bulundurmalıdır. İpli bez hâzırlamak için, (12x15) cm. eb’âdında bir bezin, bir köşesi bükülüp buraya 50 cm. kadar si­cim bağlanır. İhtiyârlarda ve bazı hastalarda, zeker küçülüp, üzeri­ne sarılı bez çıkıyor. Böyle kimseler, küçük naylon torbaya, men­dil kadar bez yerleşdirip, zeker ve husyeleri torbaya koyar. Torba­nın ağzını bağlar. Bezde dirhemden fazla idrâr birikir ise, abdest alırken, bez değişdirilir. Nemâz vakti çıkınca , özr sâhibinin abdes­ti bozulur. Vakt çıkmadan önce de, özre sebeb olan şeyden başka bir sebeb ile abdesti yine bozulur. Meselâ, burnu deliklerinin birin­den kan gelmekde iken abdest alıp, sonra diğer delikden de akma­ğa başlasa, abdesti bozulur. Hanefîde ve şâfi’îde, (özr sâhibi) ol­mak için, abdesti bozan şeyin, bir nemâz vaktinde devâmlı akması lâzımdır. Abdest alıp, o vaktin farzını kılacak kadar bir zemânda akmazsa, özr sâhibi olmaz. Bir kimse özr sâhibi olunca, sonraki ne­mâz vaktlerinde, bir kerre, bir damla bile gelse, özr sâhibi olması,
o vaktlerde de devâm eder. Bir nemâz vaktinde hiç gelmezse, özrsâhibi olmak biter. Özre sebeb olan necâset elbiseye dirhem mik­dârından fazla bulaşınca, tekrâr bulaşmasına mâni’ olmak mümkin ise, bulaşmış yeri yıkamak lâzım olur. (El-fıkh-u alel-mezâhib-il­erbe’a)da diyor ki, (Bir hastanın mâlikî mezhebine göre özr sâhibi olması için, iki kavl vardır: Birinci kavle göre, abdesti bozan şeyin, bir nemâz vaktinin yarısından fazla devâm etmesi ve başladığı ve durduğu vaktlerinin belli olmaması lâzımdır. İkinci kavle göre, bi­rinci kavldeki iki şart olmasa dahî, bu akıntılar başlayınca, hasta özr sâhibi olur. Abdesti bozulmaz. Kesildiği vakt ma’lûm olursa nemâza duracağı zemân, abdest alması müstehab olur. Hanefîde ve şâfi’îde özr sâhibi olamıyan hasta ve ihtiyâr, mâlikî mezhebinin ikinci kavlini taklîd eder.)]
Gusl abdesti alınca, hasta olmakdan veyâ hastalığının şiddet­lenmesinden yâhud uzamasından korkan teyemmüm eder. Bu kor­ku, kendi tecribeleri ile yâhud müslimân, âdil tabîbin söylemesi ile ma’lûm olur. Fıskı, günâh işlemesi dillere düşmüş olmıyan tabîbin sözü de kabûl edilir. Soğuk olup barınacak yer, suyu ısıtacak şey, şehrde hamâm parası bulamamak, hastalığa sebeb olabilir. Hane­fîde, bir teyemmüm ile, dilediği kadar farz kılabilir. Şâfi’îde ve mâ­likîde her farz için yeniden teyemmüm eder.
Abdest a’zasının yarısında yara olan teyemmüm eder. Yara ya­rıdan azında ise, sağlamını yıkayıp, yarayı mesh eder. Guslde, bü­tün beden bir uzv sayıldığı için, bütün bedenin yarısı yara ise te­yemmüm eder. Yaralı yer, yarıdan az ise, sağlamını yıkayıp yarala­rı mesh eder. Yaraya mesh zarar verirse, sargıya mesh eder. Buna da zarar verirse, meshi terk eder. Abdestde ve guslde, başa mesh zarar verirse, başı mesh etmez. Eli çolak [ekzema, yara] olup, su kullanamıyan teyemmüm eder. Yüzünü, kollarını yere, [kirecli, topraklı, taşlı dıvara] sürer. Elleri ve ayakları kesik olanın yüzü de yara ise, nemâzı abdestsiz kılar. Abdest aldıracak kimse bulamı­yan, teyemmüm eder. Çocuğu, kölesi, ücret ile tutduğu kimse, yar­dıma mecbûrdurlar. Başkalarından da yardım ister. Fekat, onlar yardıma mecbûr değildir. Zevc ve zevce de, birbirlerine abdest al­dırmağa mecbûr değildirler.
Kan aldırarak, sülük tutunarak, yara, çıban olarak, kemiği kırı­larak veyâ incinerek sargı [pamuk, gaz bezi üzerine flaster, mer­hem] koyan, orasını soğuk, sıcak su ile yıkamağa veyâ mesh etme­ğe kâdir olamazsa, abdestde ve guslde, bunların yarıdan fazlası üs­tüne bir kerre mesh eder. Sargıyı çözmek zarar verirse, altındaki sağlam yerler yıkanmaz. Sargı aralarında görünen sağlam deri kısmları mesh edilir. Sargıyı abdestli olarak sarmak lâzım değildir. Meshden sonra, sargı değişdirilirse, üstüne başkası da sarılırsa, ye­nisine mesh lâzım olmaz.

Kitap-Menü